Türk müziğinin unutulmaz ismi Zeki Müren, vefatının 30. yılında anılıyor. 65 yaşında hayata veda eden sanatçı, geride bıraktığı eserler ve cesur duruşuyla hafızalarda yaşamaya devam ediyor.
1950'lerden itibaren seslendirdiği duygu yüklü şarkılarla geniş kitlelerin sevgisini kazanan Zeki Müren, sadece sesiyle değil, aynı zamanda sahne şovları ve özgün tarzıyla da dikkat çekti. 'Gözlerinin içine başka hayal girmesin', 'Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu' gibi unutulmaz dizeleriyle nesiller boyu dinleyicilerin kalbinde taht kurdu.
Bursa'da 6 Aralık 1931'de dünyaya gelen Zeki Müren, ilkokul ve ortaokulu burada tamamladı. Öğretmenlerinin fark ettiği ses güzelliği, onu önce İstanbul'da lise eğitimine, ardından Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Sanatları Bölümü'ne yönlendirdi. Sanat yolculuğunda radyonun özel bir yeri vardı. TRT İstanbul Radyosu'nun solistlik sınavını birincilikle kazanan Müren, ilk canlı yayınını 1 Ocak 1951'de gerçekleştirdi ve bu performansı onu bir gecede meşhur etti.
Sanatçı, ilk plağı 'Bir Muhabbet Kuşu'nu aynı yıl doldurdu. 26 Mayıs 1955'te verdiği ilk sahne konseriyle büyük beğeni topladı. Aynı yıl 'Manolya' isimli bestesiyle Altın Plak Ödülü'nü kazandı. İstanbul Radyosu'ndaki konserlerine 1965'e kadar devam eden Müren, Maksim, Çakıl, Lunapark gibi gazinolarda hayranlarıyla buluştu.
Zeki Müren, sahne kostümleriyle de moda dünyasında çığır açtı. Yüksek topuklu ayakkabıları, işlemeli ceketleri, pelerinleri ve smokinleriyle alışılmışın dışına çıktı. 1970'te mini etekle, 1971'de ise mini şortla sahneye çıkarak cesur bir duruş sergiledi. Sahne arkasında dekor kullanımı, el mikrofonuyla seyirciyle bütünleşmesi ve orkestrasının uyumlu giyimi gibi yenilikleriyle de sahne anlayışını zenginleştirdi.
Sanatçının en sevdiği yerlerden biri olan Bodrum'daki evi, günümüzde Zeki Müren Sanat Müzesi olarak hizmet veriyor. Müzede, sanatçının sahne kostümleri, kişisel eşyaları, ödülleri ve hayran mektupları sergileniyor.
Gazeteci, yazar ve küratör Derya Bengi, Zeki Müren'in popülerliğini şu sözlerle özetliyor: "Zeki Müren yaşarken nostaljik bir figür olmadı. Yeri geldikçe modern düzenlemelerle türküler veya napoliten ve şanson aranjmanları söyleyerek, elinde rock’n roll plağıyla poz vererek, 'Hair' müzikalini övgüye boğarak çağına tanıklık etti. Sesine, müzik bilgisine, yorum gücüne ve eğlence dünyasının şatafatına güvenerek cinsel yönelimini binbir çeşit kostümle ve jestle teşhir etme cesareti ve imtiyazı kazandı."
Fatma Girik'in de belirttiği gibi, Zeki Müren halk içinde hem hayranlık hem de şakayla anılan, ülkesine ve halkına büyük bir sanat sevgisiyle bağlı bir isimdi. Seçtiği varoluş biçimine yönelik eleştirilere ve tehditlere karşı gösterdiği duruşla hem tarihsel hem de güncel bir kahraman olarak anılmaya devam ediyor.