Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı verilerine göre, sinema seyircisi sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 15'lik bir düşüş göstererek 27 milyon 657 bin 591'e geriledi. Bu düşüşte yerli filmlerin payı dikkat çekiyor; yerli film seyircisi yüzde 18,3 azalarak 15 milyon 96 bin 336 olarak kaydedildi.
Sinema sektöründeki bu gerileme, yerli yapımların izleyiciyle kurduğu bağı ve prodüksiyon kalitesini yeniden gündeme getirdi. Yapımcı Uğur Karakuzu, değişen izleyici alışkanlıkları karşısında yapım süreçlerinin bütünlüğünün önemini vurguladı. Karakuzu, “Seyircinin karşısına çıkan seçenekler arttıkça senaryodan çekime, kurgudan ses ve renk çalışmalarına kadar bütün üretim zincirinin aynı yaratıcı hedef doğrultusunda yönetilmesi daha önemli hale geliyor” ifadelerini kullandı.
Özellikle bağımsız ve yerli yapımlarda yaratıcı süreç ile teknik uygulamanın birlikte planlanmasının, filmin anlatım dili ve seyirciyle kurduğu bağ açısından kritik olduğunu belirten Karakuzu, senaryoda kurulan anlatının sette doğru karşılığını bulması gerektiğini söyledi. Çekilen malzemenin de kurgu, ses ve renk aşamalarında aynı yaratıcı çizgiyi korumasının gerekliliğine işaret etti.
Karakuzu, çekim sonrasındaki sürecin yalnızca teknik bir tamamlama aşaması olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Filmin kimliği çekimler tamamlandığında bitmiyor. Kurgu masasında ritim yeniden kuruluyor; ses ve renk çalışmalarıyla hikâyenin seyircide yaratacağı etki güçleniyor. Bu nedenle çekim sırasında verilen yaratıcı kararlarla filmin son halini şekillendiren çalışmaların birbiriyle uyumlu ilerlemesi gerekiyor. Yerli yapımların seyirciyle daha güçlü bir bağ kurmasında bu bütünlüğün önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.