USD 48,78₺ ▲0.12% EUR 55,99₺ ▲0.03% ALTIN 6.866₺ ▲0.10% BTC 3,96M₺ ▲5.86% ☁️ Istanbul 22°C
18 Eylül 2026

Magazin Radar

Yaşam • Moda • Kültür

RTÜK'ten Dijital Platformlara Para Cezası: Uygulama ve Eleştiriler
Diziler

RTÜK'ten Dijital Platformlara Para Cezası: Uygulama ve Eleştiriler

RTÜK, HBO Max, Prime Video, Netflix ve Disney+ platformlarına müstehcenlik, şiddet ve LGBT propagandası gibi gerekçelerle para cezası uyguladı. Cezaların düşük kalması eleştirilirken, dijital platformların şeffaf olmayan gelir sistemleri ve Batı'daki düzenlemeler tartışılıyor.

İmza: Magazin Radar Diziler Servisi Yayın: 👁 5,207

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), dijital yayın platformlarına yönelik aldığı kararlarla yeni bir tartışma başlattı. Kurul, HBO Max, Prime Video, Netflix ve Disney+ gibi platformlara, içeriklerinde yer alan müstehcenlik, çocuk istismarı, şiddeti özendirme ve eşcinsel ilişkilerin meşrulaştırılması gibi gerekçelerle idari para cezaları uyguladı. Ancak, uygulanan cezaların 250 bin TL seviyesinde kalması, toplumun hassasiyetlerine dokunan yayınlara karşı yeterli caydırıcılığın sağlanıp sağlanmadığı sorusunu gündeme getirdi.

Dijital platformların abonelik ve gelir sistemlerinin şeffaf olmadığı belirtiliyor. Reklam yayını yapmadıkları gerekçesiyle farklı bir yaptırım sistemine tabi tutulan bu platformların, televizyon kanallarıyla kıyaslandığında gelirlerinin yeterince şeffaf olmaması, mali yükümlülükler açısından bir eşitsizlik yarattığı yorumlarına neden oluyor. Bu durum, dijital platformların elde ettiği gelirin gerçek boyutunun tam olarak anlaşılamamasına yol açıyor.

Sabah gazetesinde yer alan habere göre, bazı küresel lobilerin dijital medya platformları aracılığıyla toplumlara yönelik yayınlar yaptığı iddia ediliyor. Bu yayınların, özellikle çocukların ve gençlerin ruhsal dünyasını olumsuz etkilediği ve bilinçli bir şekilde HBO Max, Prime Video, Netflix ve Disney+ gibi platformlar üzerinden sunulduğu öne sürülüyor. RTÜK'ün bu tür içeriklere yönelik cezai yaptırımlarının 250 bin TL gibi sınırlı kalması ve caydırıcı önlemlerin yetersizliği, vatandaşların tepkisini çekmeye devam ediyor.

RTÜK'ün kararları kapsamında, HBO Max'ta yayınlanan ve cinsellik ile eşcinsel ilişkileri meşrulaştırdığı belirtilen 'Bang My Box: The Robin Byrd Story' adlı belgesele katalogdan çıkarma ve idari para cezası uygulandı. Prime Video'da gösterilen 'Spartacus: House of Ashur' dizisindeki şiddet ve müstehcenlik içeren sahneler nedeniyle de benzer yaptırımlar getirildi. Netflix'e 'Heartstopper: Sonsuza Dek' filmiyle LGBTQ+ ilişkilerini normalleştirdiği gerekçesiyle katalogdan çıkarma ve yüzde 3 oranında idari para cezası kesildi. Disney+'ta yayınlanan 'A Teacher' dizisi için de katalogdan çıkarma ve idari para cezası kararı alındı.

Dijital ve sosyal medya platformlarındaki kontrolsüz içerikler, çocuk istismarı, müstehcenlik, suç örgütü propagandası ve toplumsal değerleri hedef alan yayınlar hızla yayılırken, editoryal süzgeçten geçen ve RTÜK denetimine tabi olan geleneksel televizyon yayıncılığı, aileler ve toplum için daha güvenli bir mecra olarak öne çıkıyor. Bu durum, dijital mecralardaki denetimsizliğe karşı geleneksel medyanın önemini vurguluyor.

SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, küresel dijital platformlar karşısında milli yayıncıların haksız rekabete uğramaması için Türkiye'nin acil adımlar atması gerektiğini vurguladı. Eraslan, dijital platformlarla geleneksel medya ve yerli dijital yayıncılar arasında kurallar açısından bir denge oluşturulması gerektiğini belirterek, yerli yayıncıların vergi, istihdam, telif ve içerik üretim maliyetleri gibi sorumlulukları üstlendiğini hatırlattı. Küresel platformların Türkiye'den elde ettiği gelirin vergisini farklı ülkelerde ödemesinin büyük bir eşitsizlik yarattığını ifade etti.

Batı ülkelerinde de dijital platformlara yönelik düzenlemeler artıyor. İngiltere'nin Ofcom aracılığıyla teknoloji şirketlerine ağır sorumluluklar yüklemesi, Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası ile platformları denetime tabi tutması, Avustralya'nın 16 yaş altı sosyal medya kullanımını yasaklaması ve Almanya'nın özel düzenlemelerle dijital platformları denetlemesi, dijital medyanın artık kuralsız bir alan olmadığını gösteriyor. Bu yaklaşımların ortak noktası, dijital platformların tamamen kendi kurallarına bırakılmaması gerektiği anlayışıdır.

İlgili Haberler