İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi LGBTİ+ Komisyonu, sanatçı Mabel Matiz hakkında 'Ha Leylim' şarkısı ve video klibi gerekçe gösterilerek 'müstehcenlik' suçu kapsamında başlatılan soruşturmaya tepki gösterdi. Komisyon, LGBTİ+ bireylerin aşkının ve varoluşunun diğer kesimlerden daha az meşru olmadığını belirtti.
İHD Merkezi LGBTİ+ Komisyonu'ndan yapılan açıklamada, şarkı sözleri ve klipteki görsellerin Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 226. maddesi uyarınca soruşturmaya konu edilmesinin sanat ve ifade özgürlüğü açısından endişe verici olduğu vurgulandı. İki erkek arasındaki duygusal yakınlığın ve aşk ihtimalinin sunulmasının 'müstehcenlik' olarak değerlendirilemeyeceği ifade edildi.
'Ha Leylim' şarkısında iki erkek arasındaki duygusal yakınlığın ve aşk ihtimalinin görünür kılınmasının müstehcenlik olmadığı belirtilen açıklamada, "LGBTİ+'ların aşkı, varoluşu ve hikayeleri toplumun diğer kesimlerinin aşkından ve hayatından daha az meşru değildir" denildi. LGBTİ+ görünürlüğünün 'genel ahlak' ve 'müstehcenlik' gibi kavramlarla kriminalize edilmesinin ayrımcılığı derinleştirdiği ve sanatçılar üzerinde sansür ve otosansür baskısı yarattığı kaydedildi.
Açıklamada, aynı cinse yönelen aşk ve arzunun sanattaki ifadesinin bu coğrafyaya yabancı olmadığına dikkat çekilerek, Divan edebiyatında sevgilinin cinsiyetinin belirsiz bırakıldığı, şehrengizlerde erkek güzellerin ve onlara duyulan hayranlığın şiirin konusu olduğu pek çok örnek bulunduğu hatırlatıldı. Bu çeşitliliğin, kültürel hafızada yüzyıllardır var olduğu belirtildi.
Türkiye'nin geçmişte farklı kimlikler, diller ve düşünceler üzerinde sansür politikaları uyguladığı ifade edilen açıklamada, 12 Eylül sonrası trans sanatçıların sahne yasaklarından, 1990'larda şarkıların, kasetlerin, kitapların ve sanatçıların susturulmaya çalışılmasına kadar uzanan bir sansür geçmişine sahip olunduğu belirtildi. Dün olduğu gibi bugün de benzer reflekslerin 'müstehcenlik' üzerinden yeniden üretilmesinin kabul edilmediği vurgulandı.
Mabel Matiz'e destek verilen açıklamada, İHD Merkezi LGBTİ+ Komisyonu olarak sanatçının yanında olunduğu, LGBTİ+ varoluşunu, aşkı ve sanatsal ifadeyi suçlaştıran her türlü sansür ve ayrımcı uygulamanın karşısında olunduğu kamuoyuna duyuruldu. Aşkın suç olmadığı, LGBTİ+ varoluşunun müstehcen olmadığı, sanatın yargılanamayacağı ve şarkıların susturulamayacağı ifade edildi.