Cadı kız kardeşler Owens'ı konu alan kült film 'Aşkın Büyüsü'nün (Practical Magic/1998) 28 yıl sonra gelen devam filmi 'Aşkın Büyüsü 2' izleyiciyle buluştu. Alice Hoffman'ın aynı adlı romanından uyarlanan ilk filmdeki büyü, sihir ve güçlü kız kardeşlik temaları, devam filminde de korunuyor. Filmde, ailelerinin lanetinden kurtulmaya çalışan Sally ve Gillian Owens'ın hikayesi anlatılıyor. Owens ailesinin ilk cadı büyücüsü Maria'nın aşkı lanetlemesi sonucu soylarındaki erkeklerin erken yaşta ölmesi, hikayenin temelini oluşturuyor.
Kasabanın balıkçısına âşık olup evlenen Sally'nin kocasının ölümüyle sıradan bir yaşam sürmek istemesi ve kızlarından cadı olduklarını saklaması, hikayenin dönüm noktalarından birini oluşturuyor. Ancak torunu Kylie'nin erkek arkadaşının kaza geçirmesiyle aile sırrı ortaya çıkıyor. Kuzgun Kitabı'nda laneti yok etme büyüsünü bulan Kylie, sevgilisini kurtarmak için atalarının ülkesi İngiltere'ye gidiyor. Bu durum, Owens ailesini büyük bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.
İlk filmdeki oyuncular Sandra Bullock, Nicole Kidman, Dianne West ve Stockard Channing'in yeniden rol aldığı 'Aşkın Büyüsü 2'de, kadın gücü ve dayanışması vurgulanıyor. Susanne Bier'in yönettiği film, senarist Akiva Goldsman'ın gerçeklik ve duygusallık arasındaki dengeyi başarıyla kurmasıyla dikkat çekiyor. Film, 'Aşk Cadısı', 'The Craft Legacy' ve 'Hocus Pocus' gibi başarılı cadı filmleri arasındaki yerini alıyor.
Diğer yandan, Arthur Harari'nin yönettiği ve kardeşi Lucas Harari'nin çizgi romanından uyarlanan 'İçimdeki Yabancı' (L'inconnue) da vizyona girdi. Film, fotoğrafçı David'in bir partide tanıştığı bir kadınla yaşadığı dönüşüm sonrası kendi bedeninde hapsolmasını konu alıyor. Paris taşrasındaki dönüşümleri fotoğrafla belgeleyen David'in, yaşadığı bedensel değişimler ve kimlik kaybı süreci işleniyor.
Justine Triet ile birlikte senaryosunu yazdığı 'Bir Düşüşün Anatomisi'nden sonra Arthur Harari'nin yönettiği film, Kafkaesk başkalaşımları ve varoluşsal huzursuzluğu yansıtıyor. Kendi kendiyle sevişmek, kendi ölümünü izlemek gibi gerçeküstü durumların yaşandığı filmde, beden ve cinsiyet değişiminin arzu, zevk ve duygular üzerindeki etkileri inceleniyor. Léa Seydoux ve Niels Schneider'ın rol aldığı film, değişim halindeki dünyayı ve insanı sorgularken, beden aidiyetinin yitirilmesiyle geriye ne kaldığını anlatıyor.