Tüm zamanların en büyük caz saksafoncularından biri olarak kabul edilen Sonny Rollins, 95 yaşında vefat etti. Vefatı, pazartesi günü web sitesi aracılığıyla duyuruldu. Kamuoyu danışmanı T.H. de haberi doğruladı. Ölüm nedeni belirtilmeyen Rollins'in, New York'un Woodstock bölgesindeki evinde hayatını kaybettiği bildirildi.
Rollins, 1940'ların sonlarından itibaren 60'tan fazla albüme imza atmış ve Miles Davis, Thelonious Monk, John Coltrane gibi isimlerle ortak çalışmalarda bulunmuştu. Bebop kuşağının yaşayan son yıldızlarından biri olan Rollins, cazı dans müziği veya balad formundan çıkararak yenilikçi ve ifade gücü yüksek bir alana taşıdı.
Kendi besteleri veya caz standartları olsun, parlak ve akılda kalıcı melodileriyle tanınan Rollins, doğaçlama solo performanslarıyla biliniyordu. Saksafoncu Branford Marsalis, onu Louis Armstrong ile birlikte "caz tarihinin en büyük doğaçlama sanatçısı" olarak nitelendirmişti. 2011 yılında Ulusal Sanat Madalyası'nı alırken B.O., Rollins'in kendisini "başka türlü alamayacağı riskler almaya" teşvik ettiğini belirtmişti.
1930'da New York'ta Walter Theodore Rollins adıyla doğan ve Harlem'de büyüyen sanatçı, büyükannesinden 'Sonny' takma adını aldı. Piyano çalan ablası ve keman çalan ağabeyinden, ayrıca Louis Jordan ve Fats Waller gibi caz ikonlarından etkilenerek yedi yaşında saksafon çalmaya başladı. Lisedeyken kurduğu gruplarda geleceğin yıldızları Jackie McLean, Kenny Drew ve Art Taylor ile birlikte çaldı. Okuldan hemen sonra Bud Powell gibi isimlerle ve JJ Johnson gibi turne sanatçılarıyla çalışmaya başladı, kendi eserlerini bestelemeye başladı.
Rollins, "Hislerimle beynimden daha çok hareket ederim" diyerek kendini "ilkel" olarak tanımlamıştı. Davis, Charlie Parker ve diğer bebop sanatçılarıyla birlikte caz için yeni bir rota çizmesine yardımcı olan, geleneklerden kopma ve doğaçlamayı benimseme isteğiydi. Davis, Rollins'in "genç müzisyenler için neredeyse bir tanrı haline geldiğini" ve "her zaman taze müzikal fikirlere sahip, agresif ve yenilikçi bir çalıcı" olduğunu yazmıştı.
1950'de uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele ederken, bu alışkanlığını sürdürmek için silahlı soygun suçundan 10 ay hapis yattı. 1955'te bir rehabilitasyon programı ile bağımlılıktan kurtuldu. Temizlenmesi, olağanüstü bir yaratıcılık patlamasını tetikledi. 1953'te ilk albümünü çıkaran Rollins, on yılın sonunda 17 albüm daha kaydetti. Bunlar arasında, annesinin Karayip kökenli memleketine ithafen 'St. Thomas' adlı parçasıyla öne çıkan 'Saxophone Colossus' (1956), piyanosuz "strolling" tarzını keşfettiği 'Way Out West' (1957) ve 20 dakikalık başlık parçasıyla sivil haklar hareketinin ortasında özgürlük için zarif bir argüman haline gelen 'Freedom Suite' (1958) gibi dönüm noktası niteliğindeki eserler bulunuyor.
1959'da Rollins, komşularını rahatsız etmemek için Williamsburg Köprüsü'nün yaya yolunda günde 15 saate kadar pratik yaparak üç yıl boyunca kayıt ve sahne performanslarından uzak kaldı. Bu ara, 1962 tarihli comeback albümü 'The Bridge'e ilham verdi. 1969-1971 yılları arasında bir Hint inzivasına çekilerek yoga, felsefe ve meditasyon üzerine çalışması dışında, bu iki onyılda avangart ve füzyon akımlarına katıldı. 'What's New' (1962) ile Latin Amerika müziği; 'Sonny Meets Hawk!' (1963) ve 'East Broadway Run Down' (1966) ile daha serbest (ancak melodik) doğaçlamalar yaptı. 1970'lerde ise Stevie Wonder, Patrice Rushen gibi sanatçıların eserlerine R&B etkili yorumlar getirdi. Ayrıca 1966 yapımı M.C. filmi 'Alfie'nin (C.B.'in tema şarkısı hariç) müziğini besteledi ve seslendirdi.
1980'lerde funk ve calypso ile çalmaya devam etti ve Rolling Stones'un 1981 tarihli 'Tattoo You' albümüne isimsiz solo katkıda bulundu. Canlı performanslarını daha çok sahne dışı çalışmalara odakladı.